İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre,

İflas İdaresi ve İflas Dairesinin vazifelerine ilişkin olarak Kanun’un 223. Maddesine;

“İflâs idare memurları, bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan iflâs idare memurları listesinden seçilir. Bu şekilde seçilen iflâs idare memurlarından birinin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir, birinin ise hukukçu olması zorunludur. Listeye kayıt için, Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan alınacak eğitimin tamamlanmış olması şarttır. Listede görevlendirilecek memurun bulunmaması hâlinde liste dışından görevlendirme yapılır ve bu durum bölge kuruluna bildirilir. Bir iflâs idare memuru, eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada görev alamaz. İflâs idare memurlarının nitelikleri, denetimi, eğitimi, eğitim verecek kurumlar ve eğitimden muaf tutulacaklar ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikte belirlenir.” hükmü eklenmiştir.

İflas Masasındaki malların paraya çevrilmesine ilişkin olarak Kanun’un 241. Maddesine; “Ticari ve eknoomik bütünlük arz eden ya da bir bütün hâlinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve haklar ile bu mal ve hakları bünyesinde bulunduran işletmeler bir bütün olarak satılır. Satışta işletmenin devamlılığı ve ekonomiye olan katkısı gözetilir. Bu hâlde taşınmazın paraya çevrilmesi hükümleri uygulanır. Bir bütün olarak satış gerçekleşmezse mal ve haklar ayrı ayrı satılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikte düzenlenir.” hükmü eklenmiştir.

Kesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçlarına ilişkin olarak Kanun’un 295. Maddesine; “Şu kadar ki, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır.” Hükmü eklenmiştir.

Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflasına ilişkin olarak Kanun’un 308. maddesine; “Konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkeme tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verir. Bu hâlde iflâs idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılır.” hükmü eklenmiştir.

Kesin mühletin borçlu bakımından sonuçlarını düzenleyen 297. Madde hükmünün ikinci fıkrası; “Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşü ile alacaklılar kurulunun muvafakatini almak zorundadır’’ şeklinde değiştirilmiştir.

Konkordatonun hükümlerini düzenleyen kanunun 308/c maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ; “Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir ve 206 ncı madde kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta 248 inci madde kapsamında masa borcu sayılır.” şeklinde değiştirilmiştir.

Kanuna yapılan bu ekleme ve değişiklikler ile;

  • Ticari ve ekonomik bütünlük arz eden ya da bir bütün halinde satıldığı takdirde daha yüksek gelir elde edileceği anlaşılan mal ve haklar ile bu mal ve hakları bünyesinde bulunduran işletmeler, bir bütün olarak işletmenin devamlılığı ve ekonomiye katkısı gözetilerek satılacak ve taşınmazın paraya çevrilmesine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Satışın bir bütün olarak gerçekleşmemesi halinde ise mal ve haklar ayrı ayrı satılacaktır.
  • Konkordato rehinli malın kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise satışına izin verilebilecek olup, satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin miktarı kadar ödeme yapılacaktır.
  • Borçlunun mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis etmesi, kefil olması, ivazsız tasarruflarda bulunması; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devretmesi ve takyit etmesi önlenmiş, aksi halde yapılan işlemlerin hükümsüz olacağı belirlenmiştir. Ayrıca, Mahkeme, bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşü ile alacaklılar kurulunun muvafakatini almak zorunda olacaktır.
  • Konkordato sürecinin iflasla sonuçlanması halinde, iflas kararını veren mahkemenin, tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bu halde iflas idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılacaktır.
  • Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dahil olmak üzere, geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, konkordato şartlarına tabi olamayacak, bu borçlar, temerrüt halinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilecek ve rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenecektir.
  • İflas idare memurları listesi oluşturuluncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın iflas idare memuru görevlendirilecek olup, bir kişinin eş zamanlı olarak beşten fazla dosyada memur olarak görev alma yasağının takip edilebilmesi adına, görevlendirilen iflas idare memurları, icra mahkemesinin bağlı bulunduğu bölge adliye mahkemesi bilirkişilik bölge kuruluna bildirilecektir.