Devletlerin kendi topraklarında yürüttükleri yasama, yürütme ve yargı faaliyetleri egemenliklerinin bir göstergesidir. Devletler, egemenlik haklarını kullanırken diğer devletlerin egemenlik haklarını da gözetirler. Bu doğrultuda, bir devletin yargı faaliyetleri kapsamında alınan bir kararın başka bir devletin egemenlik alanında hüküm ifade edebilmesi için o devletin mahkemelerinden tanıma ya da tenfiz kararı alınması gerekir.

Tanıma ve Tenfiz Nedir?

Tanıma, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından özel hukuk alanında verilmiş ve kesinleşmiş olan bir kararın başka bir ülkede kesin hüküm kuvvetinin kabul edilmesidir.

Tenfiz, yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş olan kararın, diğer bir ülke egemenlik alanında cebri icra kabiliyeti kazanmasıdır.

Tenfizin Şartları Nelerdir?

Yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararı verebilmesi için aranan şartlar, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un(MÖHUK) 54. maddesinde aşağıdaki şekilde sayılmıştır:

  • Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması.
    • Türkiye bazı ülkelerle karşılıklılık esasına dayanan anlaşmalar imzalamıştır. Ancak uluslararası bir anlaşmayla kurulan karşılıklılık yabancı mahkeme kararları için bir ön şart değildir. Fiili (de facto) karşılıklılık da yeterlidir. Fiili (de facto) karşılıklılık Almanya, Hollanda, İngiltere ve İsviçre gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinde verilmiş olan mahkeme kararları ile de kabul edilmiştir.
  • İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
    • Gayrimenkullerin aynına ilişkin talepler, İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde yöneltilen talepler, Türkiye’de fikri haklar veya endüstriyel tasarımların tescili, tescilinin terkini ya da iptaline ilişkin ve buna benzer talepler Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında sayılmaktadır.
  • Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.
    • Yabancı bir hükmün Türkiye’deki kamu düzenine açıkça aykırı olması için Türk Hukuk sisteminin temel değerlerine zarar vermesi gerekir. Bu durumun tespiti hakimin takdir yetkisindedir. Kamu düzenine aykırılığa ilişkin örnekler, hukuki dinlenilme hakkının ihlali, gerekçesiz kararlar, ahlak ve adaba aykırı kararlar, yabancı sermaye mevzuatını, gümrük mevzuatını veya vergi mevzuatını ihlal eden kararlar olarak sayılabilir.
  • O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
    • Kişinin mahkeme önünde dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlali yargılamayı sakatlayacağı için bu unsurlarının bulunmaması ve bunlardan birine dayanarak Türk mahkemesi önünde itiraz edilmesi kararın tenfizi ya da tanınmasını engeller.

Tanımanın Şartları nelerdir?

Tanımayla tenfiz arasındaki tek fark MÖHUK m.58/1 gereği tenfizin aksine tanımada sözleşmesel, yasal veya fiili karşılıklılık(mütekabiliyet) şartının aranmamasıdır.

Tanıma ile Tenfizde Görevli ve Yetkili Mahkeme nasıl belirlenir?

MÖHUK m. 51/1 gereği tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise MÖHUK m. 51/2 gereği kendisine karşı tenfizi istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yerleşim yeri mevcut değilse sâkin olduğu yer, sâkin olduğu bir yer mevcut değilse İstanbul, Ankara veya İzmir mahkemelerinden biridir.

Tanıma ve Tenfiz Kararı Nasıl Verilmektedir?

Asliye hukuk mahkemelerinde dava yolu ile talep edilen tanıma ve tenfiz istemlerini incelemekle yetkili ve görevli olan mahkemenin, kararın esasının incelenmesi bakımından kullanabileceği bir takdir yetkisi yoktur. MÖHUK uyarınca, tüm yabancı mahkeme kararlarına ilişkin tenfiz ve tanıma başvurularının, usulüne uygun yapıldıkları takdirde Türk mahkemeleri tarafından şekli ve usuli incelemeler ve yasa ile aranan şartların sağlanıp sağlanmadığı hususlarıyla sınırlı olmak üzere değerlendirilmeleri gerekir. Başvuruyu değerlendiren mahkeme, kararı veren mahkemenin uyguladığı hukukun ve usulün doğruluğu ya da uygunluğu açısından inceleme yapamaz. Takdir yetkisi bulunmayan hakim, kanun ile aranan şartlar sağlanmış ise tanıma veya tenfiz kararını vermek zorundadır.

Bu konuda Yargıtay’ın 2010/1 E. 2012/1 K. sayılı ve 10.10.2012 tarihli içtihadı birleştirme kararında “Tenfiz hâkiminin yabancı mahkeme ilamının maddi hukuk bakımından doğruluğunu inceleme ve değerlendirme yetkisi yoktur. Bu yasak çerçevesinde, tenfiz hakiminin ilamda mevcut olan bir gerekçeyi inceleyip değerlendirmesi de söz konusu olamaz. İlamda bir gerekçenin bulunması veya bulunmaması ilamda yer alan hükmün kamu düzenine aykırılığını belirlemede önem taşımamaktadır. Anayasanın 141. maddesinin yargılama usulüne ilişkin olarak koyduğu ilkelerin, münhasıran Türk mahkemeleri için geçerli olacağı açık ve tartışmasızdır. Yabancı mahkeme ilamının hüküm fıkrasının uygulanmasıyla, kamu düzenine aykırı sonuçları doğuracak yabancı mahkeme kararlarının tenfizi olanaklı değildir. Yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin bulunmamasının kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tenfizine engel olmayacağı ve bu hususun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmayacağına karar verilmiştir.” denilmiştir. Buna göre, tanıma veya tenfiz başvurusuna bakan Türk mahkemesinin, yabancı mahkeme kararını esasa ilişkin olarak inceleyemeyeceği ve denetleyemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Tanıma ve Tenfiz İsteminde Kimler Bulunabilir? Hangi Yargılama Usulü Uygulanır?

MÖHUK m.52 gereği hukuki yararı bulunan herkes tanıma veya tenfiz isteminde bulunabilir. Bu istem dilekçeyle yapılır ve dilekçede kararı veren organ tarafından onanmış örnek dava özeti ve kararın onanmış bir tercümesi bulunur.

Tanıma ve tenfiz basit yargılama usulüne tâbidir. Bu usulde Türk hakimi duruşma yapmadan tenfiz kararına hükmedemez. Davalı taraf ancak MÖHUK çerçevesinde tenfize uygun koşulların oluşmadığına dair savunma yapabilir.

Cautio Judicatum Solvi ilkesine göre Türk mahkemelerinde dava açan ya da davaya katılan yabancı karşı taraf, mahkeme ve icra masrafları ile zararların karşılanabilmesi için mahkemece belirlenecek bir teminat yatırmalıdır. Mütekabiliyet varsa mahkeme yabancı tarafı bundan muaf tutabilir.

Sonuç

Türk mahkemesi tarafından tenfiz edilen bir yabancı mahkeme kararı Türk mahkemesi tarafından verilmiş gibi işlem görür ve icra edilir. Tanıma ve tenfize ilişkin düzenlemeler her ne kadar MÖHUK’ta yer alsa da ilgili devlet ile bu konuda yapılan ikili ver uluslararası anlaşmaların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.